İçerik Resmi

KOLEKTİF KOD, BİREYSEL ETİK


favorite 1 visibility 8 bookmark 1


KOLEKTİF KOD, BİREYSEL ETİK
 
Doğru sandıklarımızın kaçının bize ait olduğunu hiç düşündük mü?
Ahlak ile etik arasındaki mesafe, tam da bu sorunun gölgesinde belirir. Bir davranışa “iyi” ya da “kötü” derken, çoğu zaman nereden konuştuğumuzu fark etmeyiz; bize öğretilenle kendi seçtiğimiz arasında gidip geliriz. Bu gerilim, ahlakın dıştan gelen kurallarını etik dediğimiz içsel çabayla karşı karşıya getirir.
 
Hayatın akışı içinde küçük yalanlarla sık sık karşılaşırız. “Beyaz yalan”, “pembe yalan” deriz; o an birini korumak, bir sonucu yumuşatmak isteriz. Belki bunun adı yalnızca iyi niyet değildir; belki de etik tam da bu kısa kararsızlık anında ortaya çıkar: “Doğru” ile “yanlış” arasında terazi kurma becerisi.
 
Ahlak ise başka bir kaynaktan beslenir. Doğduğumuz toplumun, hatta ailemizin şekillendirdiği bir alandır orası. İçine doğduğumuz **kolektif yapının** sunduğu kalıplar açıklanmaz; sadece uygulanır. Ne zaman susacağımız, nasıl davranacağımız, kime nasıl eğileceğimiz… Bunlar sorguya değil, uyuma dayanır. Sormak ayıp sayılır; çünkü soru, çemberin dışına çıkma ihtimali taşır.
 
Etik tam burada devreye girer. Kişinin kendi iç sesini işitmeye başlamasıdır. Bir davranışın neden doğru olduğunu anlayana kadar düşünmek, niyet ile sonuç arasındaki ilişkiyi tartmak… Aristoteles buna erdem der; Kant ise daha ileri gidip “Bu davranış herkes tarafından yapılabilir olsa yine doğru olur mu?” diye sorar. Etik, yalnızca vicdanın değil, aklın da bir görevidir.
 
Gündelik hayatta bu iki sesin arasında sıkışırız. Bir arkadaşımız yardım istediğinde gücümüz yoksa bile “ayıp olmasın” diye kabul ederiz. Ahlak bizi över; etik ise “Sınırını yok saydın” diye hatırlatır. Bir haksızlık karşısında sessiz kaldığımızda ahlak “Büyüklük sende olsun” der; etik “Peki kendine yapılanı neden onaylıyorsun?” diye fısıldar.
 
Ahlak geneller: “Herkes böyle yapar.”
Etik bireyselleştirir: “Sen neden böyle yapıyorsun?”
Biri toplumsal düzenin "kolektif kodları", diğeri bireyin kendi ilkesidir.
 
Bu ayrımı bilmek bize uzaklaştırıcı değil, aydınlatıcı bir bakış kazandırır. Ahlakı tamamen reddetmek değildir mesele; kör uyum yerine bilinçli seçimi tercih etmektir. Çünkü gerçekten iyi bir toplum, ancak kendi doğrularını düşünebilen bireylerle mümkündür.
 
Sonuçta hepimiz aynı sorunun etrafında dönüyoruz:
"Doğru olan nedir?"
Cevap bazen dışarıdan gelir, bazen içeriden.
Ve ikisi arasındaki farkı anlamak, belki de en büyük olgunluk.

Önerilen Yazılar

Article Image

Sokak Lambası


favorite 0 visibility 7 bookmark
Article Image

Yerli mi Yabancı mı (The Dizi)


favorite 0 visibility 3 bookmark
Article Image

BİZ DİYEBİLMEK


favorite 0 visibility 1 bookmark
Article Image

Ses Tonunun Renkleri


favorite 1 visibility 13 bookmark

Yorumlar