Zaman, çoğu zaman sadece bir ölçü birimi olarak düşünülür. Saatler, günler, yıllar… İnsan bu sürelerin içinde yaşar, ilerler, değişir. Ancak zamanın içinde saklı bir şey daha vardır: hikâyeler.
Her anın içinde bir hikâye vardır. Bir çocuğun ilk adımı, bir yaşlının dalgın bakışı, bir yol ayrımında verilen karar… Zaman, tüm bu anları sessizce saklar ve geçmişe dönüp baktığımızda, onların bizim kim olduğumuzu belirlediğini fark ederiz.
Bazı hikâyeler unutulmaz. Zihnimizin derinliklerinde bir yerlere kazınır, yıllar geçse bile belirli bir şarkıda, bir kokuda, bir görüntüde yeniden canlanır. Çünkü zaman sadece ilerlemez, aynı zamanda biriktirir. Ve insan, yaşadığı her şeyi bu büyük dokunun içinde taşır.
Ama zamanın dokusu sadece anılarla değil, seçimlerle de şekillenir. Hangi yolu seçtiğimiz, kimlerle yürüdüğümüz, neleri geride bıraktığımız… Bunların her biri, bizim geleceğimizi inşa eden ipliklerdir. Ve bazen, en küçük seçimler bile yıllar sonra büyük değişimlere yol açabilir.
Belki de zamanın içinde kaybolmak değil, onun dokusunu anlamak önemlidir. Çünkü ancak yaşadığımız anın içinde bilinçli olarak var olduğumuzda, hikâyelerimiz gerçekten anlam kazanır.
Öyleyse, her anın içinde saklı olan hikâyeleri görmeye çalış. Çünkü zaman, sadece ilerlemekle değil, taşıdığı hikâyelerle gerçek değerini bulur.
Zamanın içinde saklanan hikâyeleri fark etmek, insanın kendine ve çevresine farklı bir gözle bakmasını sağlar. Çünkü her anın içinde derinleşen, şekillenen ve zamanla anlam kazanan izler vardır.
Bazen bir anın içinde yaşarken, onun önemini fark edemeyiz. Ancak yıllar sonra geriye dönüp baktığımızda, o küçük anların nasıl büyük değişimler yarattığını görebiliriz. Bir sohbetin içinde söylenen tek bir cümle, bir yol ayrımında verilen basit bir karar, bir göz göze geliş… Tüm bunlar zamanın dokusuna sessizce işlenir.
Zamanın dokusunda en çok saklanan şeylerden biri ise duygulardır. İnsan, bazı hislerini bastırır, bazılarını unuttuğunu düşünür, bazılarını ise geçmişte bıraktığına inanır. Ancak zamanın derinliklerinde bu hisler, yeniden ortaya çıkmak için bekler. Bir müzik parçası, yıllar önce unutulduğunu sandığımız bir duyguyu geri getirebilir. Bir koku, geçmişte yaşanan bir anıyı tüm gerçekliğiyle hatırlatabilir.
Ama zaman sadece geçmişi saklamaz, aynı zamanda geleceği de şekillendirir. Çünkü bugün yaptığımız her seçim, yarının hikâyesini yazar. Şu an aldığımız kararlar, ilerleyen yıllarda kim olduğumuzu belirleyen temel taşlar olacaktır. Ve işte tam burada, zamanın dokusu sadece yaşanmış hikâyelerle değil, yaşanacak olanlarla da örülür.
Belki de insan, zamanın içindeki hikâyeleri görebildiğinde, yaşamın gerçek anlamını hissedebilir. Çünkü anılar yalnızca geçmişi anlatmaz, aynı zamanda geleceğe ışık tutar.
Öyleyse, her anın içindeki hikâyeleri görmeye çalış. Çünkü bazen en büyük keşifler, zamanın içinde sessizce saklanır.
Yorumlar