Yetersiz hissetmek istiyorsanız yapmanız gerekenler çok basittir. Dediklerime harfiyen uyar zihinsel olarak kendinizi ayarlar ve üstüne kurban psikolojisine girerseniz kolayca yetersiz hissedebilir ve kendi canınızı sıkabilirsiniz.
Bu satırları tuhaf bulmuş olabilirsiniz. Kim kendini yetersiz hissedecek rehbere ihtiyaç duyar?
Akıllı bir fikir gibi gelmiyor olabilir. Fakat bu, günümüz insanının kendi elleriyle yaptığı bir sabotajdır. Bu duruma nasıl kendimizi düşürdüğümüzü, bunun insanı nasıl içine çektiğini ve nasıl içten içe kişiyi bloke ettiği hakkında konuşacağız.
Günümüz insanının her biri farklı kişilik tiplerine, farklı davranış kalıplarına ve farklı zevklere sahiptir. İçlerinden bir grup vardır ki onlar diğer insanlarca takdir edilir toplumda saygı görür. Onlara baktığınızda kusursuz olduklarını düşünürsünüz. Parlıyorlardır ve göz alıcıdırlar. Destekleyici bir aile, başarılı okul hayatı, güzel bir kariyer, sevilen bir kişilik... Dış dünyanın tüm gözleri bu bahsettiğim örneğin üzerindedir.
Bunlara en etkili maruz kaldığımız yer ise sosyal medya araçlarıdır. O telefonu elinize almasaydınız bu verdiğim örnekten haberiniz olur muydu? Belki zihninizde bir kişi de canlanmış olabilir. Peki ya bu içten içe kendinize dahi itiraf edemediğiniz duygulara kapılır mıydınız? Cevap çok nettir.
O gün gününüz çok verimli ve güzel geçebilir iken maruz kalmalarınız sonucu hiçte hissetmediğiniz şekilde kendinizi problem sizmişsiniz gibi hissediyorsunuz. Geçmişte yaşadığınız zorlukları atlattığınız için kendinizi tebrik etmiyor fakat sosyal medyada başarılı birini gördünüz diye tüm hayatınızı çöpe atıyor, başarısız ve geride kalmış hissediyorsunuz. Mutlu bir aile gördünüz diye mevcut aileniz sizi hüzünlendiriyor, tüm deneyimin size kattığı yaşam derslerini onurlandırmıyor ve hayatı suçluyorsunuz. Zayıf ve çok güzel bir kadın gördüğünüzde bedeninizden utanıyorsunuz fakat yaşadığınız geçmiş hüzünlerinizin ve duygularınızın yükünü taşıyan bedeninize teşekkür etmek yerine ondan utanıyor bol kıyafetlerinizi kamuflaj olarak kullanıyorsunuz. Her gün maruz kaldığınız ve çoğu zaman fark etmediğiniz reklamlar sebebiyle tüketim çılgınlığı ve savurganlığa destek veren insanlar size fakir olduğunuzu hissettiriyor. Hiç ihtiyacınız olmayan ve yarınlar için kullanmayacağınız iki kullanım sonucu nereye gittiğini bile merak etmediğiniz ürünler sizin asli ihtiyacınız oluveriyor. Anlık karelerden kesilen ve geri kalanından haberdar olmadığımız çoğu kez samimi olmayan o hayatlar, bizim için bir kıyas aracına dönüşüyor. Kendimizi düşüncelerimizle adeta kırbaçlıyoruz.
Tüm bu asılsız düşüncelerden uzaklaşmanın cevabı çok basittir. Maruz kalmalarımızı tamamen durduramayabiliriz fakat bunların sayısını azalabilir. İnsanın potansiyelini küçümseyerek çaresizmiş gibi nasıl yapabilirim diyerek yakınmalarını kabul etmiyorum. İnsan kendi kendini terbiye edecek irareye de sahiptir. Fakat sosyal medya insanlara gücünü unutturmuş aptallaştırmış durumdadır. Neden bize dayatılan her şeye kolayca razı geliyor ve sorgulamıyoruz? Neden dayatılanı almak zorunda hissedelim? Günümüzde manipülasyon hiç olmadığı kadar fazladır. Tüm bunlar otantik benliğimize açılmış bir savaş gibidir. Masum ve albenili ilerliyor fakat öz benliğimize zarar veriyor. Bu düşünceler size saçma gelmiş ya da abartılı bulmuş olabilirsiniz. Fakat bugün elimize her telefonu aldığımızda tuzağa düşürülüyor, kapital sistem bir kişinin boynuna daha zincir vuruyor gibi hissediyorum. Bu durum o kadar normal algılanıyor ki bugün bu sisteme karşı çıkan özgün kişiliği olan ya da sosyal medya kullanmayan birini olduğunda toplumda tuhaf olan o kişiler oluyor. Sanki bir ayıp işlemiş gibi göz hapsine tutuluyorlar. Eğer benim sömürülmekten yana bir şikayetim yok diyorsanız o zaman bu satırları hiç okumamış sayabilirsiniz. Yalnız sizden soracağım şu soruları biraz olsun düşünmenizi istiyorum. Bu yaşamı olduğu gibi kabul ederek aslında yaşamış olacak mısınız? İnsanların ne yaşadığından haberiniz olmasaydı yine aynı hayatı yaşar mıydınız? Sosyal medyadan uzun süre uzak kalabilir ve zevkleriniz üzerine tekrar düşünmek ister misiniz? Aslolan maddi ve manevi ihtiyaçlarınız ve önceliklerimiz nedir hiç düşündünüz mü? Yargılanmayacağınızı bilseydiniz nasıl biri olurdunuz zevkleriniz ne olurdu? Hala aynı cevapları verebiliyorsanız sizi kutlarım.
Günümüz dünyasının asıl sorunu şu ki hiç istemediğimiz yaşamları arzuluyor ve aynı ürünleri tüketiyoruz. Kopyalama davranışları ve duyguları alıyor kimliğimizin bir parçası yapıyoruz. Kendi fikirlerimiz yok artık çalıntı sözler, duygularımız ve davranışlarımız var. Beş yıl sonraki ben aslında başkasından gördüklerimiz. Her yetersiz ve eksik hissedişlerimiz bizleri daha çok tüketmeye yönlendiriyor. Her tüketim içimizdeki açlığı daha çok arttırıyor. Ve daha çok maruz kalma, daha çok sahip olma arzusu, daha çok yetersizlik hissi ve daha çok kendimizden uzaklaşma... Yaptığımız her şey topluma uyum sağlama ve toplumda var olma çabası. Kafesten evlerimizde dayatılan yaşamları yaşıyor, modern dünyanın en konforlu yaşamlarını yaşıyoruz. Seri üretimiz ve artık ürünün kendisi biziz. Bugün daha konforlu nefes alıyoruz belki fakat yaşamıyoruz.
Yorumlar