İçerik Resmi

Kitapların İçinde Bir Sığınak


favorite 0 visibility 12 bookmark 0


Bazı insanlar gürültünün içinde yaşamayı öğrenir. Ben ise çocukluğumdan beri gürültünün içinden kitaplara kaçmayı öğrendim.
Hatırladığım en eski sahnelerden biri bir kuaför dükkânında geçer. Saç kurutma makinelerinin uğultusu, aynaların önünde süren sohbetler, birbirine karışan kahkahalar… Ve benim elimde bir kitap. Ayşegül serisinden bir kitap.
O gün bana söylenen cümleyi hâlâ hatırlıyorum:
“Canım, burada da kitap okunmaz ki…”
Belki de o gün ilk kez düşündüm:
Kitap nerede okunur?
Çünkü ben o güne kadar böyle bir ayrım olduğunu bilmiyordum. Benim için kitap, okunacak bir yer beklemezdi. Gürültünün ortasında da açılabilirdi sayfaları, sessizliğin içinde de.
Zaman geçtikçe aynı cümlenin farklı hâllerini duymaya başladım.
“Burada da kitap okunur mu?”
“Bari burada kitap okuma.”
Evde, okulda, otobüste, arkadaş sohbetlerinde… Neredeyse her yerde.
Sanırım dışarıdan bakıldığında görünen şey şuydu:
“Bu kız ne çok kitap okuyor.”
Oysa kimse bilmezdi.
Ben kitap okumuyordum; nefes alıyordum.
Bazı insanlar yürüyerek rahatlar, bazıları konuşarak. Ben ise sayfaların arasında dolaşarak hafiflerim. Bir kitabın içine girdiğimde dünya biraz susar. Gürültü uzaklaşır. İnsan kendi iç sesini daha net duymaya başlar.
Bir de yönlendirenler oldu. Her okurun hayatında olduğu gibi.
“Onu okuma.”
“Bunu oku.”
“Şunu okuma.”
“Çok kitap okuma.”
Ama bana bir şeyi yap ya da yapma demek genelde ters etki yaratır. Ben de öyle yaptım.
Elime ne geçerse okudum.
Din, felsefe, tarih, siyaset, araştırma kitapları…
Romanlar, klasikler, popüler olanlar…
Romantik hikâyeler, bilim kurgu, polisiye, gerilim…
Önerilenleri de okudum, yasaklı olanları da.
Çünkü zamanla şunu fark ettim: Her kitap başka bir zihnin penceresidir. O pencereden bakınca dünya biraz daha genişler.
Belki de kitapların insana en büyük hediyesi budur. Hayata tek bir açıdan bakmamayı öğretirler. Yargılamayı azaltır, dinlemeyi çoğaltır. İnsan fark etmeden anlamaya biraz daha yaklaşır.
Zamanla okumanın yanında yazmaya da başladım. Düşüncelerimi, hissettiklerimi, okuduklarımı paylaşmak istedim. Bazen bir sayfada, bazen birkaç satırda.
Ama bir süre sonra başka bir şey fark ettim: Çevremde okuyan insan sayısı çok azdı.
Ben de yeniden eski hâlime döndüm. Kitaplarımla baş başa kalan o tanıdık yalnızlığa.
Yine de bazen küçük paylaşımlar yapıyorum. Bazen sevdiğim bir kitabı birine hediye ediyorum. “Bunu o da okumalı,” dediğim anlar oluyor.
O anları seviyorum.
Son zamanlarda ise içimde tuhaf bir okuma açlığı var. Yeni bir kitaba başlıyorum, sonra eski bir kitap aklıma geliyor ve ona dönüyorum. Bazen de hiç okumadığım bir kitabın sayfalarında kayboluyorum.
Çünkü yeni bir kitap her zaman yeni bir dünya demektir.
Merakla başlarsınız. Sayfalar ilerledikçe hikâye sizi içine çeker. Ve son sayfalara yaklaşırken garip bir duygu oluşur: Bitmesini istemezsiniz.
O dünyanın içinde biraz daha kalmak istersiniz.
Ben o duyguyu seviyorum.
Eleştiriler hâlâ var. Şikâyetler de. Ama benim bir şikâyetim yok.
Ben bildiğim gibi yaşamaya devam ediyorum. Yani okumaya.
“Kitap okumayı sevmiyorum” diyen insanları anlıyorum. Ama yine de şaşırmadan edemiyorum.
Çünkü bazı kitaplarda insan şunu fark ediyor: Bazen bir kitabın tek bir sayfası bile bir insanın içinde umut yakmaya yetebilir.
Benim için kitap tam da bu yüzden önemli.
Kitap demek bazen uzaklaşmak, bazen düşünmek, bazen de sadece nefes almak demek.
Ve galiba bu yüzden hâlâ okuyorum.
Çünkü insanın bazen dünyadan değil, sadece biraz gürültüden uzaklaşmaya ihtiyacı olur.
Ben o sessizliği kitaplarda buluyorum. 📚

Önerilen Yazılar

Article Image

ASANSÖR


favorite 0 visibility 3 bookmark
Article Image

Sessizlikle Büyüyen Hikâyeler


favorite 3 visibility 11 bookmark
Article Image

"Evet bir gün daha bitti! Sahi nasıl geçti?"


favorite 3 visibility 11 bookmark
Article Image

Zihnimizin Sahne Arkası


favorite 2 visibility 10 bookmark

Yorumlar